Hrant'in katilleri, "iyi çocuklar" ve türevleri
Konuk Yazar

Biz sadece özgürlükçü, demokratik bir ülkede yaşamak istemiştik. Ermeni, Rum, Kürt, Türk, Laz, Çerkez bütün etnik kimliklerin kendi dillerini özgürce konuşabildikleri, kendi dillerinde eğitim alabildikleri, kimliklerini korkmadan, rahatça ifade edebildikleri, geliştirebildikleri, devletin bütün kimliklere eşit mesafede durduğu bir ülke hayal etmiştik. 301'lerin kalktığı, herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği, baskılardan, yasaklardan arınmış bir ülke talep etmiştik. Bir mezhebi finanse eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kalktığı, papazların öldürülmediği bir ülkeye özlem duymuştuk. "Devletin dini olmasın" demiştik. Artık bu ülkede muhtıralar konuşulmasın, askerler siyasete müdahale edemesin istemiştik. "Bu akan kan dinsin, savaş bitsin gayri" diye yürümüştük. "Bireyin hakları önemli ve değerli olsun, asıl birey korunsun" diye haykırmıştık. Zorunlu askerlik artık sona ersin, vicdani redçiler rahat bırakılsın istemiştik. Parti kapatmak çözüm değil diye uyarmıştık, "partiler kapatılmasın" demiştik. İşçiler, öğrenciler coplanmasın, YÖK kalksın, üniversiteler özgür olsun diye yazmış, çizmiştik. "12 Eylül anayasasını yırtalım, yeni özgürlükçü, sivil bir anayasa yapalım" demiştik. Derin devletten, şeffaf devlete geçelim, geçmişle yüzleşelim, faili meçhulleri aydınlatalım diye seslenmiştik.
Biz sadece özgürlükçü, demokratik bir ülkede yaşamak istemiştik.

Ve 19 Ocak 2007'de Hrant Dink katledildi. Bu kurşun sadece Hrant'a değil, demokratik bir ülkede yaşamak isteyenlere de sıkıldı. Hedef sadece Hrant değildi. Dolayısıyla kurşunu sıkan da sadece O.S değildi!

Suikast öncesi ve sonrası bu güzelim demokratik hukuk devleti(!)nde yaşanmış bir kaç olayı hatırlatıp sadede geleceğim.

Hrant Dink katledilmeden önce, İstanbul Valiliği tarafından açıklamalarına devam etmesi halinde başına gelebilecekler konusunda uyarıldı. Ayağını denk alması gerektiği söylendi bir anlamda!
O.S'ye jandarma ve polis kahraman muamelesi yaptı, birlikte hatıra fotoğrafları çekildi. Fotoğraf çekilirken arka fona "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez" yazısının bulunduğu takvim özenle yerleştirildi. Bir jandarma personeli O.S’ye şöyle sesleniyordu: "Saçını düzelt aslanım, iyi çık."
O.S’yi cezaevinden mahkemeye getiren resmi aracın üzerinde ne yazıyordu? "Ya sev ya terket".
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, "Bizce Hrant Dink de Türk'tü. Bu ülkede yaşayan vatandaşlar etnik kökeni ne olursa olsun Türk'tür" dedi. 301. maddenin Hrant Dink cinayetiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yaşar Büyükanıt, Şemdinli sanığı astsubaylar için "tanırım, iyi çocuktur" dedi. Sivil mahkeme tarafından 39 yıla mahkum edilen astsubaylar, askeri mahkemede bir celsede beraat etti. Kararın ardından askerler Şemdinli'de tanklarla tur atıp kutlama yaptı, bir anlamda halka gözdağı verildi. Astsubaylara silahları iade edildi.
13 Nisan 2007'de Yaşar Büyükanıt, "Kuzey Irak'a operasyon gerekli, siyasi karar ortaya çıkmalı" dedi. Bir askeri bürokrat, bütün kamuoyunun gözü önünde hükümeti sınır ötesi operasyona çağırdı.
Biraz daha geriye gidelim, işte Baykal'dan inciler; "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliği, Türk milleti yerine ikâme edilmez. Türk milleti kavramını içine sindireceksin. Türk milleti demekten korkmayacaksın, utanmayacaksın. Türkiye'de Arnavut var, Gürcü var. Ama onlar Türk milletinin Arnavut'u ve Gürcü'sü(?)."
Ve 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı muhtıra verdi. "Ne mutlu Türk'üm diyene" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır." Başka ne deniyordu muhtırada; "TSK taraftır!"

19 Ocak 2007'de kurşunu sıkan sadece O.S değildir. Jandarma personelinin O.S’ye kahraman muamelesi yapmasını münferit bir olay, kendini bilmez bir, iki kişinin aptallığı olarak nitelendirmek saflıktır. Büyükanıt, "iyi çocuktur" dediği bombacı astsubaylar, katille hatıra fotoğrafı çektiren jandarma, polis, "ya sev ya terket"çiler, "herkes Türk'tür" diyen, 301. maddenin kaldırılmaması için mücadele eden, sınır ötesi operasyon isteyip duran, bir statükoyu savunacağım diye "Türk milletinin Arnavut'u(?)" gibi laflarla iyice saçmalayan Onur Öymenler, Baykallar, 1 Mayıs'ta koca şehri yarı açık cezaevine çeviren İstanbul Valisi, "devletin çıkarları mı, adaletin gerekleri mi? sorusuna, "ülkem söz konusu olduğunda hukuk mukuk dinlemem" diyen hakimler taraftır! Aynı muhtıra da söylendiği gibi! Netekim "Vatan, millet, Sakarya", "Ne mutlu Türküm diyene", "vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne..." vs diye diye darbeler, işkenceler, kitabevi, gazete bombalamalar, faili meçhuller, savaş, yasaklar, baskılar, yargılamalar, bin türlü hukuksuzluk, insan hakları ihlalleri ve antidemokratik uygulamalarla dolu karanlık bir tünelin içine girdik. Vatansever(!) tüm iyi çocuklar(!) ve türevlerinin üstün başarıları(!)yla çıkamıyoruz karanlıktan. Tekrar gözden geçirelim, Hrant'ı kim öldürdü?

Gelenek haline geldiği için CHP'li sevgili babama bir çift sözle kapatıyorum. Şeriat mı geliyor sevgili babacığım? Sayenizde on yıllardır gelen, giden, giren, çıkan faşizm olmasın sakın?

 

 

 


Biz sadece özgürlükçü, demokratik bir ülkede yaşamak istemiştik. / Serhad Kara

20 Ocak 2008
Tüm yazıları
 
Ana Sayfa
Yazılar
Yeni Söz
İletişim

Bir-iki-üç Ordu Yetmez, Dört-beş-altı Olsun !
Konuk Yazar

O TUĞLA HâLâ ORADA
Özgür Mumcu

Birkaç bin ölü daha lazım mı?
Burak Cop

Nerede Benim Meydanım?
Burak Cop

Vatanım, benim sidikli kontesim
Ulaş Bayraktar

Kontrgerilla bir kez daha kararma yolunda
Burak Cop

Sarkozy Seni Görüyoruz!
Konuk Yazar
Tümü